Acil Tıp Teknisyenlerinden Çok Şey Öğrendim!

2. Acil Tıp Teknisyenliği Sempozyumuna katılan Prof Dr Osman Özsoy 18.10.2011 tarihli Yenişafak gazetesindeki köşe yazısında;

“Geçtiğimiz ay, Acil Tıp Tekniyesleri’nin, yani ambulanslarda ve acil servislerde görev yapan sağlık çalışanlarının düzenlediği sempozyumda sağlıkta şiddet konusunda bir bildiri sundum. Acil Tıp Teknisyenleri ile konuşurken, bilmediğimiz ne kadar çok şey olduğunu öğrendim, “dedi

Prof Dr Osman Özsoy’un tüm makalesi

Türkiye ve dünya yeni haftaya hangi gündemle giriyor, hafta sonu ülkemizde ve dünyada neler olup bitmiş düşüncesiyle dün sabah kanallar arasında gezinirken, ünlü sunucu Defne Joy Foster’in ölümündeki karanlık noktaların tartışıldığı ‘Duymayan Kalmasın’ programına denk geldim.

Defne’nin annesi Hatice Foster’ın avukatı Ersan Taştekin, ambulansın zamanında çağrılıp çağrılmadığı şeklindeki bir soruyu cevaplandırırken ’911 aranmış’ dedi. Programın sunucularından İpek Durkal, ’911 değil, 112′ diye düzeltti.

Bir önceki gün de yine başka bir programda gençlerden biri bir olay anlatırken ’911′ dedi. Programın diğer katılımcıları konuşan delikanlının acil bir telefon hattını aradığını anladı ama, o numaranın ülkemize ait bir numara olmadığını fark etmediler bile. Kimse bir tepki vermedi.

Bu konuyu yıllar evvel yine gündeme getirmiştim. Fakat bir gün arayla şahit olduğum bu iki olay, tüm acil numaraların tek numarada toplanacağına dair bir zamanlar gündeme getirilen konunun neden hayata geçirilemediğini merak etmeme neden oldu?

Amerikalı bize kendi numarasını ezberletmiş, biz kendi halkımıza kendi acil çağrı numaramızı ezberletememişiz.

Bu konuyu yazmaya karar verince dün üşenmeden saydım, acil durumlarda aranabilecek en az 50 telefon numarası var.

Mesela siz, ‘cenaze hizmetlerinin’ numarasını biliyor musunuz?

Ben bilmiyordum, dün bu yazıyı yazmak için bilgisayar başına oturduğumda onu da öğrendim. 188′miş.

‘Ben öldükten sonra ne edeyim cenaze hizmetlerinin numarasını’ diyorsanız, haksız da sayılmazsınız.

Diyelim ki ölmediniz?

Ölmediğiniz için şanslı olduğunuzu düşünüyorsanız, acele etmeyiniz….

Ya, ‘Alo doktorum yanımda’ hattının numarasını biliyor musunuz?

Bu hattın numarası, 113…

Bu numarayı bilmiyorsanız, bir yandan kalbinizi tutarken, öbür yandan eskiden olsa telefon rehberi kurcalayarak, şimdilerde ise Google’a girip sorgulayarak numaranın ne olduğuna bakmak zorundasınız?

Bazen ekranlarda sıradışı tipler görürsünüz.

Kimi dünyanın tüm ülkelerini başkentleriyle birlikte sayar, kimisi sekiz on rakamlı sayıları anında kalem ve makina kullanmadan çarpar.

Sözün kısası, acil durumda gereken 50′yi aşkın numarayı hafızada tutabilmek için böyle bir kabiliyet gerekiyor.

Mesela, ‘Alo gürültü’ hattı var. Numarası 176 imiş.

Bu numarayı bilmiyarsanız, ya kulaklarınıza pamuk tıkayacaksınız, ya sabredip oturacaksınız, ya da öfkeden aklınız başınızdan gitti ise komşunun kapısına hışımla dayanacaksınız

Geçtiğimiz ay, Acil Tıp Tekniyesleri’nin, yani ambulanslarda ve acil servislerde görev yapan sağlık çalışanlarının düzenlediği sempozyumda sağlıkta şiddet konusunda bir bildiri sundum. Katılımcıların çoğunu yaşları 20-30 arasında gençler oluşturuyordu. İçinizde şimdiye kadar bir hasta veya hasta yakınından şiddet görmeyen var mı dedim, kimse çıkmadı. Son 1 yılda şiddete maruz kalmayan oldu mu, diye sordum, yine kimse çıkmadı.

Sadece erkekler değil, çok sayıda bayan sağlık çalışanı da dayak yediklerinden söz etti.

İnsanlar acil bir durumla karşılaştıklarında hangi numarayı çevireceklerini bilmiyorlar ama, ambulans zamanında gelmedi diye ardından kükreyip duruyorlar. Halbuki vaktin çoğu o panik haliyle sağdan soldan numara öğrenmeye çalışırken geçiyor. Vatandaş olarak pek azımız, ambulans gelinceye kadar yapılması gereken acil müdahale yöntemlerini biliyoruz.

Mesela Acil Tıp Teknisyenleri ile konuşurken, bilmediğimiz ne kadar çok şey olduğunu öğrendim. Ambulanslar üzerindeki kırmızı şerit Acil Yardım ambulansı olduğu anlamına geliyormuş. Bu ambulanslar tam donanımlıymış. Mavi şeritli ambulanslar ise, hasta nakil ambulansı olduğu anlamına geliyormuş.

Yani acil durumda telefonla aradığımızda karşı tarafa sağlıklı bilgi vermemek bile zaman kaybettiren bir olay. Sonra da, ambulans geldi ama içinde gerekli alet edavat yoktu diye dövünüp duruyoruz. Ardından da, sağlık çalışanın bir kabahati olmadığı halde, şiddet gösterisi başlıyor.

Sırf İstanbul’da yılda 300 kişinin geç müdahale nedeniyle hayatını kaybettiği söyleniyor.

Hükümete bir çağrımız olacak.

Orman yanarsa neresi aranacak, doğalgaz patlarsa neresi aranacak, cenaze varsa neresi aranacak karmaşasına bir an evvel son verip, tüm acil numaraları bir numarada toplamaları.

Bu meseleyi çözmek neden bu kadar uzadı, anlamak mümkün değil.

Prof Dr. Osman Özsoy

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.